Aynı masa, yeni bakış.

Kızımı okula bırakırken her sabah gözümün özellikle aradığı bir tabela var.
Bir fabrikanın duvarında asılı, kırmızı zemin, beyaz harfler:
KAZASIZ GEÇEN GÜN
Altında iki küçük sayı kutusu.
Bu tabela ürünleri dağıtan kuryelerin trafik kazalarını ifade ediyormuş (meraktan gidip sormuşluğum var, alakasız yerlerde alakasız zamanlarda sohbet başlatabilme becerim sayesinde).
Her gün kontrol ediyorum, sayaç artıyor.
18
19
20
Rakam yükseldikçe içimden sessizce seviniyorum. Bir vatandaş olarak bunu görüyorum ve takdir ediyorum.
Çünkü biri çıkıp “biz burada dikkat ediyoruz” diyor ve bir şey olduğunda saklamıyor.
Sonra bir sabah…
Çat.
00
O an içimden hep aynı temenni geçiyor: İnşallah kötü bir şey olmamıştır.
Belki küçük bir kazadır. Belki bir dikkatsizliktir. Belki sadece daha dikkatli olmak için bir hatırlatmadır.
Ama sıfır yazılmıştır. Görünürdür. Gizlenmemiştir.
Ve ben orada biraz duruyorum. Kurumsal hayatta “kazalar” nasıl olur?
Yanlış yorumlanan bir düzenleme.
Eksik veriyle hazırlanmış bir değerlendirme.
Toplantıda söylenmeyen bir düşünce.
Sorumluluğun belirsizleştiği bir an.
Kimsenin fiziksel olarak incinmediği, ama güvenin zedelendiği, motivasyonun düştüğü, iletişimin aksadığı durumlar…
Çoğu zaman kendi içimizdeki sayaçları görünür kılmayız.
Hatalar sessizce düzeltilir, cümleler revize edilir ve süreç devam eder.
Bazen düşünüyorum…
Ya herkesin göğsünde böyle bir sayaç olsa?
Ve bir hata yaptığımızda çat diye 00 olsa.
İnsanlar göğsümüzdeki sayıyı görse, bizim hakkımızda ne düşünürdü?
Daha dikkatli mi olurduk? Yoksa birbirimize daha merhametli mi bakardık?
Bir de şu var…
Bilgisine, iletişimine, sakinliğine hayran kaldığımız insanlar var ya… “Ben neden böyle olamıyorum?” dediğimiz. Sözleri yerli yerinde, özgüveni dengeli, duruşu sağlam görünenler…
Ya onların göğsünde bir gün 00 görsek?
“Öfkesini yönetemediği için sıfır.”
“Yanlış bir değerlendirmeden dolayı sıfır.”
“Sabırsız bir tepki nedeniyle sıfır.”
Ne düşünürdük?
Hayal kırıklığı mı yaşardık?
Yoksa onları daha insan görüp hem onlara hem kendimize biraz daha şefkatli mi davranırdık?
Belki de kimsenin sayacı sürekli yükselmiyordur. Sadece bazılarımız sıfırlarını daha iyi saklıyordur.
O fabrikanın yaptığı şeyi ben gerçekten takdir ediyorum.
Bir vatandaş olarak görüyorum ve saygı duyuyorum.
Peki biz neden bazen yapamıyoruz?
Neden sıfırlanmamaya çalışmak yerine, sıfırdan utanmamayı seçmiyoruz?
Bazen bir yöntemi, bazen bir dili, bazen bir alışkanlığı, saklamak yerine bu böyle olmuyor diyip sıfırlamıyoruz?
Sizin göğsünüzde yazan hatasız gün sayısı kaç? Ve o sayı neyi ölçüyor?
⸻
Not: Bu metin, kişisel gözlemlerim ve düşünme sürecimde yararlandığım dijital araçların katkısıyla kaleme alınmıştır. Yazıda yer alan değerlendirmeler şahsîdir.
Bir Kamu Çalışanı
18.02.2026-Ankara
