Kitap Kulübü:  “Ah ne güzeldir okuyan insanların arasında olmak”

Sendikamızın “Kitap Kulübü” 8 Nisan’da ilk toplantısını gerçekleştirdi.

İlk buluşmanın kendine özgü bir telaşı vardı, alışılmış bir düzen olmayınca biraz merak, biraz da “acaba nasıl olacak?”   duygusu hakimdi. İlk defa tanıştığımız arkadaşlarla yaşanan küçük çekingenlikler, sonrasında kendini sıcak gülümsemelere ve samimi sohbetlere bıraktı.

Beklendiğinden daha çok ilgi olması bu kulübü kurma fikrimizin ne kadar doğru bir karar olduğunu gösterdi. Aynı kitabın etrafında toplamış farklı insanlar, farklı hayatlar ve farklı bakış açıları vardı. Elbette ilk olmanın getirdiği küçük aksaklıklar, acemilikler, söz alırken yaşanan kısa duraksamalar, aynı anda konuşmaya çalışılan anlar, zaman zaman konudan sapmalar oldu. Ama bütün bunlar ortamı samimi ve gerçek kıldı.

Bir de o ince düşünceler… Katılımcıların yalnızca kitaplarıyla değil, hazırladıkları ikramlıklarla gelmesi, aynı masada okuduğumuz kitapla ilgili düşüncelerimizin yanında, emeği de paylaşmamızı sağladı. Bu o an için bir şeyleri paylaşmanın en güzel haliydi.

İlk buluşmamızda odağımız Nobel ödüllü yazar  Andre Gide’nin  “Kadınlar Okulu” kitabı.

André Gide, özellikle 20. yüzyıl Fransız edebiyatında varoluşçuluk  akımının öncü temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Bireysel özgürlük, ahlaki sorumluluk ve yaşamın anlamı gibi konuları işleyen Gide, eserlerinde derin psikolojik tahlillere ve bireyin iç dünyasına odaklanmıştır.

“Kadınlar Okulu” evlilik, kadın-erkek ilişkileri bireyin gelişimi üzerine bir eseridir. Eserde erkek karakter üzerinden dönemin ataerkil anlayışı, kadın karakterler üzerinden de kadının toplumdaki yerini, özgür birey olma hakkını kısıtlayan zihniyet sorgulanır ve eleştirilir.

Sonuç olarak “Kadınlar Okulu”, bireysel özgürlük, eğitim ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine düşündürerek, okuyucuyu yalnızca bir kitaba değil, aynı zamanda insan ilişkilerinin derinliklerine ve toplumun görünmeyen kurallarına dair bir sorgulamaya davet eder.

Bu davete icabet eden katılımcılarımızın yaptığı yorumlar aynı satırların farklı zihinlerde nasıl yankılar bulduğunu, kitapların çoğul sesini bir kez daha hatırlattı. Her yorum bir diğerinin kapsını araladı. Katılımcılarımızın samimiyeti,  katkıları ve paylaşımları uzun soluklu bir kulüp olacağımızın göstergesiydi.

Günlük hayatın, özellikle de memuriyetin tekdüzeliği içinde böyle bir buluşma, aynı saatlerde aynı işleri yapmanın rutininden sıyrılıp, bir kitap etrafında düşünmemizi, konuşmamızı ve dinlememizi sağlayan küçük bir kaçış ve büyük bir nefes oldu.

Andre Gide’nin, kitabın ve kekin tadı damağımızda kaldı.

Katılan, düşünen, konuşan, dinleyen herkese içten teşekkürler. İlk buluşmanın acemiliğiyle ama bir o kadar da içtenliğiyle, güzel bir başlangıç yaptık.

Sırada ikinci buluşmamız var.

Nobel ödüllü yazarların rehberliğinde dünyayı dolaşmaya ne dersiniz?

Rotamızı batıdan doğuya çevirip, Fransa’dan Mısır’a gidiyoruz.

Küçük ve mütevazi toplantı salonumuzdan çimlerin üzerine geçip, Necip Mahfuz’un “Kahire Modern” romanını konuşmak güzel olmaz mı?

Cevap,  Rainer Maria Rikle’den   “Ah ne güzeldir okuyan insanların arasında olmak”

Üyemizden S.K.

Scroll to Top