”Kahire Modern”  Üzerine

Kitap Kulübümüzün ikinci toplantısını çimlerin üzerinde gerçekleştirmeyi planlamıştık. Ancak yağmur nedeniyle yine küçük ve mütevazı toplantı salonumuzda bir araya geldik. Buna rağmen ilk toplantıya göre katılım daha az olsa da çekingenliklerin azaldığı, samimiyetin daha da arttığı keyifli bir buluşma oldu.

Bu ayki konuğumuz, Nobel ödüllü Mısırlı yazar Necip Mahfuz; kitabımız ise Kahire Modern

1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Necip Mahfuz, bu ödüle sahip ilk ve tek Arap yazar olarak edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Toplumsal gerçekçilik akımının güçlü temsilcilerinden biri olan Mahfuz, eserlerinde yalnızca Mısır toplumunun sorunlarını anlatmakla kalmaz; sembolik anlatımıyla insanlığın ortak yaşam mücadelesine de ışık tutar.

Kahire Modern ile birlikte 1930’lu yılların modernleşme çabasındaki Mısır’ına bir yolculuk yaptık. Romanı değerlendirirken yalnızca karakterleri değil; Mısır’ın tarihi, dönemin siyasi yapısını, bağımsızlık mücadelesini, toplumsal düzenini ve insanların yaşam koşullarını da konuşma fırsatı bulduk.

Toplantının en yoğun tartışmaları Mahcub Abdüddaim karakteri etrafında şekillendi. Mahcub’un idealleri ile hayatın ona sunduğu fırsatlar arasında yaşadığı çatışma, modern insanın çıkar ve ahlak arasında sıkışmasını güçlü biçimde yansıtıyordu. Bazı üyeler onun seçimlerini sert şekilde eleştirirken, bazıları ise ekonomik çaresizlik ve toplumsal baskının insanı dönüştürebileceğini savundu.

“Mahcub’un başka bir tercihi olabilir miydi?” Bazı üyeler, her insanın şartlar ne kadar zor olursa olsun doğruyu seçme ihtimali bulunduğunu savundu. Onlara göre Mahcub, zorlukları bahane ederek kendi vicdanını susturmuştu. Ancak başka bir görüşe göre ise açlık, yalnızlık ve umutsuzluk içindeki bir insanın seçimleri tam anlamıyla özgür sayılamazdı. Çünkü insan bazen ideallerinden önce hayatta kalmayı düşünmek zorunda kalabiliyordu.

Toplantıda üzerinde durulan bir diğer karakter ise Ali Talha oldu. Ali Talha’nın düşüncelerine bağlı kalabilmesi ve sisteme karşı direnebilmesi birçok okuyucu tarafından takdir edildi. Ancak şu soru da önemli bir tartışma başlığı haline geldi: “Ali Talha’nın maddi kaygıları olsaydı yine aynı şekilde direnebilir miydi?” Bu soru, ekonomik özgürlüğün insanın düşüncelerini savunabilme cesaretiyle ne kadar bağlantılı olduğunu sorgulamamıza neden oldu.

İhsan karakteri ise toplum baskısı altında ezilen bireyi temsil eden önemli bir figür olarak değerlendirildi. Özellikle kadınların ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle istemedikleri hayatlara sürüklenmesi üzerine yapılan yorumlar dikkat çekiciydi. Bazı üyeler, İhsan’ın daha özgür bir toplumda çok farklı bir yaşam sürebileceğini ifade etti. Böylece insanların kaderini yalnızca kendi kararlarının değil, içinde yaşadıkları toplumun da şekillendirdiği düşüncesi öne çıktı ama bazı üyelerimiz yine İhsan’ın da seçme şansının olduğunu ancak onun içinde bulunduğu durumu tercih ettiğini öne sürdü.

Toplantının en güzel yanlarından biri ise herkesin aynı kitabı okuyup farklı ayrıntılar yakalamasıydı. Böylece kitap yalnızca okunmuş değil, birlikte yeniden yorumlanmış oldu.

Bu buluşma, bizler için kısa ama anlamlı bir yolculuğa dönüştü. Günlük işlerin, evrakların ve rutin sorumlulukların arasından sıyrılarak kendimizi bir anda Kahire sokaklarında bulduk. Romanın kahramanlarıyla birlikte yalnızca bir hikâyeye değil; insanların yaşam mücadelelerine, toplumsal düzene ve insan psikolojisine de tanıklık ettik.

Necip Mahfuz, yıllar önce yazdığı bu eserle bugün hala geçerliliğini koruyan sorular sormayı başardı.

Kitap kulübümüz de tam olarak bu yüzden kıymetlidir. Her toplantıda yalnızca bir eser okunmuyor; farklı bakış açıları keşfediliyor, yeni düşünceler doğuyor.

Toplantımızın sonunda üçüncü buluşmamız için kitap önerilerini konuştuk ve yeni kitabımızı bir anketle belirlemeye karar verdik. Seçilecek kitap için şimdiden heyecanlanıyoruz. Çünkü her kitap yeni bir yolculuk demek… Bazen Kahire sokaklarında yürümek, bazen başka ülkelere gitmek…,  bazen de insanın kendi içine dönmesi…

Belki de en güzel yolculuklar, bir kitabın ilk sayfasını açınca başlayanlardır.

Bu nedenle tüm kitap kulübü üyelerimizi, hava koşulları izin verirse çimlerin üzerinde gerçekleştirmeyi planladığımız üçüncü toplantımıza bekliyoruz.

Çünkü,  Charlotte Brontë der ki

“Kitaplar, dünyayı dolaşmadan seyahat etmenin en ucuz yoludur.”


Üyemizden (S.K.)

Scroll to Top