Aynı Masadan Notlar-Mahmut Efendi Kuyusu

Aynı masa, yeni bakış.

Çok yorgun olduğu bir gün kızım dedi ki:
“Anne, hadi şöyle ebedi bir uykuya yatalım.”

“Güldüm, ebedi uykuya şimdi yatmasak iyi olur,” dedim.
“Yatalım, sabah kalkalım. O da işimizi görür. Ebedi uykumuza daha vardır inşallah.”

Geceleri radyo tiyatrosu dinleyerek uyurum. Kafamdaki sesleri bastırsın diye…

Şu işi doğru yaptım mı? Falanca bana niye öyle dedi? Ben ona niye şunu demedim? Yarın ne yiyeceğiz?

Geçenlerde çok güzel bir radyo tiyatrosuna denk geldim. Muzaffer İzgü’nün yazdığı “Mahmut Efendi Kuyusu.”

Hikâyede bir sabah evin reisi Mahmut Efendi ortadan kaybolur. Ev aranır, taranır. Yok.

Ayakkabıları duruyor, eşyaları yerinde. Demek ki dışarı çıkmadı.

Eşinin aklına bahçedeki kuyu gelir. Koşup kuyunun başına gider, seslenir: “Mahmut Efendiiiii, kuyuya mı düştün?”

Mahmut Efendi ses verir: “Düşmedim. Kendim indim. Kenarlara tutunarak.”

Ama kimse buna inanmaz.

“Yok yok, düştün sen,” derler. “Değilse koca adam sabah dairedeki işine gideceğine ne diye kuyulara insin?”

Mahmut Efendi ısrar eder: “Düşmedim. Kendim indim.”

Kuyunun başına insanlar toplanmaya başlar. Sepetle yemekler indiriliyor, çocuklar ağlıyor, eşi telaşlı.

Komşular geliyor. Bakkal geliyor. Kasap geliyor.

Oğlu geliyor: “Babacığım, dergi parası istedim diye mi kızdın?”

Karısı geliyor: “Manto istedim diye mi kızdın?”

Esnaf geliyor: “Bize mi küstün?”

Borçlar sayılıyor. Alacaklar sayılıyor. “Eyvah,” diyorlar, “helalleşiyor.”

Mahmut Efendi ise: “Hayatımın son borcunu ödüyorum,” diyor.

Sonra müdürü geliyor. “Sana çıkmanı söylüyorum, hemen çık!”

Mahmut Efendi cevap veriyor: “Çıkmam.”

“İzin vereceğiz sana!”

“Ben artık hep izinliyim.”

“Şeflik verdik sana, hadi çık!”

Mahmut Efendi: “Bu kuyunun dibinde terfi yok,” diyor. “Kademe yok. İşe geç kaldın yok. Taksit yok.”

“Ben buranın genel müdürü oldum, çıkmam,” diyor.

Bakkal helva getiriyor. Kasap et getiriyor. Komşular yemek getiriyor.

Kuyunun dibindeki Mahmut Efendi’nin keyfi yerinde.

Yukarıda sesi pek duyulmayan Mahmut Efendi, bir anda ilgi odağı oluyor.

Ne iyi insandı. Ne iyi müşteriydi. Ne iyi babaydı. Ne iyi memurdu.

Doktor çağırıyorlar. Doktor şöyle diyor: “Adamın bir şeyi yok. Kaçtığı her şey adamın başına toplanmış. Rahat bırakın.”

Sonunu size bırakayım, inanılmaz güzel detaylar var. Dinleyip beğeneceğinize eminim.

Ama hikâye bittikten sonra aklımda şu sorular kaldı:

Mahmut Efendi neden kuyuya indi?

Herkes neden ancak kuyuya inince onunla ilgilendi?

Öncesinde neden kimse “Mahmut Efendi, halin nicedir?” diye sormadı?

Sizin de bazen kuyulara inesiniz geliyor mu?

Yoksa…Zaten kuyuda mısınız?

Not: Söz konusu Radyo Tiyatrosuna TRTDİNLE YouTube hesabından https://www.youtube.com/watch?v=jSswPOr-woo linkinden erişebilirsiniz.

Bir Kamu Çalışanı

13.03.2026-Ankara

Scroll to Top