Sonunda ben de “yan masa”daki arkadaşlarımın baskılarına dayanamayıp yazma kararı aldım. Bu yazılar rutin olur mu bilemiyorum. Ancak çıkılan bazı yolculuklarda, yolun nereye varacağını göremiyorsak bu yolculukta da nereye varacağımı bilemeden başlamış bulunuyorum.
Bugün aramızdan ayrılan merhum İlber Ortaylı’nın bir konuşmasında söylediği cümle yeniden dolaşmaya başladı sosyal medyada:
“Hayat çok kısa. Bütün mühim olan şey, tayin edemeyeceğimiz bir ömrü verimli hale getirmek.”
Bu cümle ilk bakışta insanın hayatına dair genel bir nasihat gibi duruyor, ama memur için bu söz biraz daha ağır bir anlam taşıyor. Çünkü memuriyet dediğimiz şey, aslında insanın ömrünü mesai saatleriyle ölçmeye başladığı bir hayat biçimi.
Sabah aynı saatte gelinen bir bina.
Aynı koridorlar.
Aynı çay bardakları.
Aynı “şimdilik böyle yapalım” cümleleri.
Yıllar geçiyor. İnsan, içinde bulunduğu anda değil, çoğu zaman geriye dönüp bakınca anlıyor bazı şeyleri ve fark ediyor ki hayat dediğimiz şey büyük kırılmalarla değil küçük tekrarlarla ilerliyor bir memur için.
Zamanın Garip Akışı
Memuriyetin en tuhaf tarafı, zamanla kurduğu ilişki.
Bir yandan günlerin çok hızlı geçtiğini düşünürken diğer yandan yıllar sanki aynı yerinde kalmış gibi hissediyorsun.
Her gün o masaya oturuyorsun.
Bir yazı yazıyorsun, bir toplantıya giriyorsun, bir dosya kapatıyorsun. Ertesi gün yine aynısı..
Bir süre sonra Tanpınar’ın şiirindeki o meşhur cümlesini daha iyi anlıyorsun:
“Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında.”
Memuriyet tam olarak böyle bir yer. Zamanın içindesin ama bazen hayatın ritmini yakalayamıyorsun, vasat düğün şarkıcısı gibi.
Koşuyormuş hissediyorsun ama bir yerde durmuş gibisin çember içinde koşan hamster gibi.
Bu yüzden insan bazen kendi kendine keşke yılları sadece koşturmakla değil, daha çok öğrenerek ve kendimi farklı alanlarda geliştirerek geçirseydim diyor.
Faber est suae quisque fortunae (Herkes kendi kaderinin ustasıdır)
Bir gün maziye dönüp baktığımda büyük kahramanlıklar olmayacak muhtemelen ama düzgün yapılmış işler olması kâfi.
Belki de “verimli bir ömür” tam olarak budur, belki de kendi kaderimin ustalığı düzgün yapılmış işlerdir.
İnşallah gelecekte keşkelerimiz az olur ve “en azından elimden geleni yaptım” diyebileceğimiz bir hayatımız olur vesselam..
İlber Ortaylı’ya rahmet olsun…
