Aynı Masadan Notlar- Bu Bir Üyelik Çağrısıdır…

Kamuda işe başlayacağım ilk gün annem bana dedi ki:
“Hadi kızım, güle güle git. Başkanını utandırma.”

Değişik bir kariyer hedefiydi ama neyse…Allah’tan utandırılmayacaklar listem kabarık, varsın Başkanı da ekleyelim.

Peki bilin bakalım o listede kim yok?

Tabii ki kendim.

Meğerse listede adım yok diye…

-Kendimi ifade edebileceğim alanlarda geri çekildiğim için,

-Elimi taşın altına koymam gereken yerde tereddüt ettiğim için,

-Her iş yaptığımda, konuştuğumda “Acaba yanlış mı yaptım?” diye düşündüğüm için asıl kendimi utandırıyormuşum.

Hatırlıyorum da çok sayıda öğrenci kulübü olan bir üniversiteden mezun olmama ve sürekli “Sivil toplum faaliyetlerine katıl, gönüllü ol, CV’ne yaz, sana artı puan getirir.” denmesine rağmen hiçbir kulübe katılmamıştım.

Aslında burada küçük bir çelişki de var: CV’ye yazınca değerli olan ve seni ön plana çıkaran şey (ki bu bile beni ikna edememişti), iş hayatında neden bu kadar tedirgin edici oluyor?

Herhalde iş hayatında insan daha temkinli davranmayı öğreniyor.

Ama zamanla şunu fark ettim, temkinli olmakla geri durmak aynı şey değilmiş.

Şimdi ise şöyle düşünüyorum: Sendika, dışarıdan sanıldığı gibi uzak durulacak bir alan değil; aksine devletin bize tanıdığı, kullanmamızı beklediği bir hak.

Yukarıda kabarık utandırılmayacaklar listemden bahsetmiştim, artık listenin başına kendimi ekledim. Kendime, iş arkadaşlarıma, kurumuma faydalı olacak işler yapacağım ki kendimi utandırmayayım.

Gelinen noktada, neye dahil olduğumuzu bilmek adına küçük, içimizden doğan bir “ev yapımı” sendika kurduk.

Peki nedir bizim sendika faaliyetimiz?

İşimizi nasıl daha iyi yaparız?
Çalışma ortamımızı nasıl geliştiririz?

Sorunlarımızı nasıl çözeriz?

Birbirimizden ne öğrenebiliriz?

Kitap kulübü kuruyoruz.
İngilizce dersleri yapıyoruz.

İçimizden biri bir konuda usta mı, haydi bize de öğret diyoruz.

Birlikte proje yazmayı öğreniyor, yeni fikirler geliştiriyoruz.

Kendi yurt dışı fırsatlarımızı oluşturarak, görerek ve deneyimleyerek öğrenmeye, yeni bir bakış açısı kazanmaya çalışıyoruz.


Kısacası yetişkin öğrenmesini birlikte planlıyoruz.

Tam da bu yazıyı hazırlarken bugünlerde okuduğum Mel Robbins’in Bırak Yapsınlar Teorisi kitabında bize hitap ettiğini düşündüğüm bir bölümün altını çizdim:

“Doğru olanı yapmak için bir kişi yeterlidir. Her zaman bir şeyler yapılabilir. Ama mesele sizin için dahil olmayı gerektirecek kadar önemli değilse o zaman şikâyet etmeyi bırakın.”

Biz tam şikâyete alışmışken, bir dakika “Mesele bizim için dahil olmayı gerektirecek kadar önemli” diyenlerdeniz…

Sizleri de aramızda görmek isteriz.

Aynı masa, yeni bakış.

Bir Kamu Çalışanı

27.03.2026-Ankara

Scroll to Top